6 Mart 2010 Cumartesi

How primitive is primitive art?

Rönesans’la bir kez daha tekrarlanan ve sistemleşen Batı gerçekçiliği, Greko-Romen çizgisine yabancı her türlü sanatı genellikle ilkel ve yabani olarak tanımlamıştı. Oysa 19. yüzyılda yaşamış bir çok Avrupalı sanatçı, Rönesans öncesi eser vermiş Fra Angelico ve Giotto gibi ‘’İtalyan primitifleri’’ diye isimlendirilen sanatçıların formlarındaki yalınlığa ve etkileme gücüne hayrandılar.
Gauguin’in kendini barbar ilan etmesiyle başlayan ilkelcilik yanlısı sanat, Lucien Levy-Brühl’ün ilkel toplumlar üzerine yazdığı metinlerle Gerçeküstücüler’i de etkilemesiyle devam etmiştir.

Modern sanatçılar yapıtlarını nasıl canlandıracaklarını düşünürken etnografya müzeleri keşfedilmiş ve Kirchner, Vlaminck, Matisse ve Picasso gibi sanatçılar ilkel formları resimleriyle ilişkilendirmeye başlamışlardır.
Afrika heykellerinin ve maskelerinin geometrik ve yalın formları, Picasso’nun ‘Avignon’lu Kadınlar’ resmiyle başlayan ve Kübizm’le devam eden bir akımı yaratmasında esin kaynağı olur. Giacometti, Moore ve Brancusi gibi modern sanatçıların heykellerinde de Afrika sanatının etkisi açıkça görülmektedir.
İlkel sanatın doğayla kurduğu güçlü bağ, sanayileşmiş toplum sanatçılarına aradığı enerjiyi vermiştir. Örnegin Alman dışavurumcuların oluşturduğu ‘Die Brücke’ grubu sanatçıları ilkelliği hem sanatta hem de yaşam biçimlerinde örnek almışlardır. Die Brücke sanatçısı Emil Nolde ‘İlkel Sanat Üzerine’ isimli makalesinde Raphael gibi Rönesans sanatçılarının papalar ve kilise için yarattığı Greko-Romen sanatını artık dikkate almadıklarını söylemiş ve ilkel sanatın neden sanat olarak değerlendirilmediğini sorgulamıştır.
Aynı makalede günümüzde yaratılan her şeyin öncelikle kağıt üzerinde tasarlandığı, oysa ilkel insanların eserlerini malzemeyi parmaklarında hissederek tutkuyla yarattığı belirtilmiştir.
İlkel sanatın savunucuları arasında bulunan Franz Marc ve Kandinsky 1911’de Münih’te ‘Der blaue Reiter - Mavi Binici’ resim hareketini başlatmıştır. Aynı dönemde Rus avangartlarından Alexander Shevchenko Moskova’da ‘Neo Primitivizm: Teorisi, Gücü, Başarısı’ başlıklı bir makale yayınlamıştır.

İlkel sanatın modern sanatın oluşumundaki etkisini araştırdıktan sonra ‘How primitive is primitive art?‘- İlkel sanat ne kadar ilkel?’ başlığı altında bir seri iş (works of art) yaptım. İlkel sanatı kendi başina çiplak haliyle tekrar değerlendirip, ilkel denilen insanın elindeki malzemelerle yaptığı işleri bronzun sağlamlığı ve paslanmaz çeliğin soğuk yüzüyle tanıştırarak, malzemenin gücünü doğal geometrinin yalınlığıyla birleştirdim, ilkel denilen sanatın saflığını ve samimiyetini kalıcı kılmaya çalıştım. Chelsea, Barselona gibi büyük kulüplerde futbol oynayan Afrikali futbolcularla müzelerdeki maskeleri ilişkilendirerek heykellerime onların isimlerini vermek hoş bir ironi gibi geldi. Drogba, Etoo, Uche gibi isimlerle kendime futbol tanrılarından (küçük 't' ile) oluşan müthiş bir dünya karması kurdum
Maskelerin modernizmi etkileyen ekspresyonist gücü deneysel seri baskılarımda da beni yakaladı.
Heykellerimindeki formları iki boyutlu yüzeylerde görmek istedim ve deneysel olarak çalıştığım serigrafi baskılarda istediğim sonuçları elde ettim.

En son ilkel formları ipek kumaş üzerine, el baskısı ile çoğalttığımda ortaya şık fularlar çıktı...